Benim cefalı yarim kafamdır, Divanda düşünmek bütün safamdır, Mülkiyet benimçün büyük evhamdır, Senin olanları nideyim gayrı...
29 Ağustos 2013 Perşembe
HAYATTAKİ DUVAR
Hayati; karsinizda merdiven basamaklarini beser beser atlayan bir duvar olarak dusunun. Hayatiniz monotonlastikca ucer ucer, ikiser ikiser atlamaya baslar, mesafe daralir, duvara yaklasirsiniz. Ama size heyecan verici, farkli birisiyle tanistiginizda duvar onar onar uzaklasir, onunuzde yasayacak cok seyiniz olur, yasama sevinciniz artar...
22 Haziran 2013 Cumartesi
All Together Now!
Insanlar mutlu veya mutsuz zamanlarinda sadece bagirarak rahatlayabiliyor. Bagirinca da cevre buna sinirli bakiyor. Herkesin istedigi zaman tek basina veya arkadaslariyla birlikte sesi kisilana kadar bagirip kufur edebilecegi ozel yerler yapilmali.
29 Mayıs 2013 Çarşamba
HAYDİ GENÇLER YAZIYA
Sayfam cok revacta. Bir gun bakiyorum 60 kisi girmis, bir gun bakiyorum 10 kisi. Istikrarsizliktan olen var. Sizden gelenler sayfasi yaptik gelen giden yok. Kendi yazilarinizi gonderin yayimlayayim. Dile kolay bu sayfanin 6 yillik bir gecmisi var. 2009'da mi ne bir kiz arkadasin sacma salak ayrilik midir ask midir yayimladigimda bile okumadigim berbat bir yazisini yayimladim, hala arama motorunda adini yazinca ilk sayfada cikiyor. İste bunlar hep istikrar. Google beyle anlasmamiz var siz rahat olun. Bol bol yazi yazip paylasmak istiyorum ama zaman bulamiyorum. İs adami degilim ama isimiz var iste. Maksadim sayfamin canli, bol misafirli olmasi. Benden neden Berkka cikmasin? Hayata dair akliniza gelen ne varsa bilgisayari gectim telefonlariniz elinizin altinda. Telefonla bile yazip mail atabilirsiniz. Konuya uzak olanlara tavsiyem; iyi veya kotu ilk cumlenizi tamamlayin. Sonrasi zaten geliyor. Ben goze kulaga imlayahos gelen seyler yazmiyorum. Bir anlamda ic dokus. Korkmayin, alin elinize kaleminizi, akilli telefonunuzu yazmaya baslayin.
Hadi bekliyorum.
Hadi.
di.
Hadi bekliyorum.
Hadi.
di.
18 Mayıs 2013 Cumartesi
3 Mayıs 2013 Cuma
6. Yıl Etkinliksizi
Bu blogu açalı tam 6 yıl olmuş. Kendimi tebrik ediyorum. 2007 ve 2012'de yazı, yayın olmamış ama yine de 6 yıl devirmişim. Çok da küçük yaşta başlamışım he. Neyse okuyanlar, takılanlar, açıp kapatanlar sağ olun var olun.
1 Mayıs 2013 Çarşamba
NALYA KARADENİZ EV YEMEKLERİ İSTANBUL/KADIKÖY
Her türlü Karadeniz yemeklerinin bulunduğu Nalya Karadeniz Ev Yemekleri lokantası Kadıköy Yoğurtçu Şükrü Sokak'ta (FEM yanı). Yemekleri kaliteli malzemelerden, ücrete bakılmaksızın yapılıyor. Şu sıralarki kampanyası ise 3 çeşit yemek 5 lira. Önceden verilmiş siparişe göre de istenilen Karadeniz yemekleri yapılmaktadır. Kadıköy'de çalışan biri olarak her gün gitmekten sıkılmayacağım kadar kaliteli bir lokanta. Herkese tavsiye ederim...
Disariya servis yoktur.
0216 450 46 03
Disariya servis yoktur.
0216 450 46 03
24 Nisan 2013 Çarşamba
BİR ÇARŞAMBA AKŞAMÜSTÜSÜ
Bir Çarşamba akşamüstüsü.
Dışarıya çıkmama 29 dakika var. Hava o kadar güzel ki; içeridekilere hapsedilmiş hissi uyandırıyor. Oturduğum bilgisayarda çalışırken güneş ışığı sol kol ve sol yanağıma vuruyor sadece. Artık nasıl oturduysam...
Vapurların gidip geldiğini görüyorum kafamı sola çevirdikçe. Ne kadar çok sefer oluyor şu İstanbul'da değil mi? Otobüsler, metrobüsler, metrolar, vapurlar... Pencere açılmadan oturulmuyor, açınca da aşağıdaki kokoreççinin kokuları sarıyor her yeri. Dışarıya çıkmama 25 dakika var.
İstanbul'un çalışan nüfusunun yarısı işlerinden çıkmak üzereler. Kimi çıktı bile. Kimisi ise hiç gitmedi. Part-Time çalışanlar, izni Çarşamba günü olanlar, hastalar vs... Kimileri ise belki de şu an çıkış saatine son 5 saat sayıyor. Dışarıya çıkmama 22 dakika kaldı. Peki ya çıkınca ne olacak? Akşam trafiğinde 1 saat yol çektikten sonra eve varacağım. Yemekten sonra ayaklarımı uzatıp televizyon karşısında demli çay içmeye başlayacağım. Bugün çok yorulmadım, bu yüzden üç bardak yeterli. Çay, insana yorgunluğu alan birşey olarak gözükür. Birçok derde devadır aslında. Yorulan, sıkılan, bekleyen, sevinen, üzülen, sevinirken üzülenlerin ruh değişim aletidir çay. Dışarıya çıkmama 17 dakika kaldı.
Son zamanlarda, yani aslında 2-3 yıldır, zaten var olan uyuyamama rahatsızlığım hat safhaya ulaştı. Sabah 07.30'da kalkmam gerekiyor ve ben en erken 02.00'de uyuyabiliyorum. Bu çok kötü birşey. Zeki insanların uyuma problemleri olur falan filana girmiyorum. Yok öyle birşey. Zeki olsam bilirdim. İç güveysinden hallice bir zeka düzeyine sahibim. İnsanların çoğuna "Sen zeki misin?" sorusunu sorduğunuzda cevap adamın kişiliğini bile belli eder. "Evet kendimi zeki buluyorum" diyen birisiyle arkadaşsanız artık olmamalısınız. Zaten "Sen zeki misin?" diye soru soruyorsan sende de vardır bir takım bozukluklar. Zekilik ölçülebilen birşey değildir. Bu benim fikrim. IQ testlerinin sonuçlarına inanmıyorum. Ben o testleri çözerken heyecan yapar, 'En gerizekalı' çıkarım. Bence 'Zekilik' insanlardan duyduklarınla ölçülebilir birşey. "Sen zeki misin?" sorusuna "Hayır" der, konuyu kapatırım ama "Sen zekisin" iltifatına yine "Hayır" derim, derken de gururlanırım.
Dışarıya çıkmama 7 dakika kaldı. O da hazırlıkla geçer. Yani diyebilirim ki "Çıktım"...
24.04.2013
18:01-18:23
Argun Berkan
Dışarıya çıkmama 29 dakika var. Hava o kadar güzel ki; içeridekilere hapsedilmiş hissi uyandırıyor. Oturduğum bilgisayarda çalışırken güneş ışığı sol kol ve sol yanağıma vuruyor sadece. Artık nasıl oturduysam...
Vapurların gidip geldiğini görüyorum kafamı sola çevirdikçe. Ne kadar çok sefer oluyor şu İstanbul'da değil mi? Otobüsler, metrobüsler, metrolar, vapurlar... Pencere açılmadan oturulmuyor, açınca da aşağıdaki kokoreççinin kokuları sarıyor her yeri. Dışarıya çıkmama 25 dakika var.
İstanbul'un çalışan nüfusunun yarısı işlerinden çıkmak üzereler. Kimi çıktı bile. Kimisi ise hiç gitmedi. Part-Time çalışanlar, izni Çarşamba günü olanlar, hastalar vs... Kimileri ise belki de şu an çıkış saatine son 5 saat sayıyor. Dışarıya çıkmama 22 dakika kaldı. Peki ya çıkınca ne olacak? Akşam trafiğinde 1 saat yol çektikten sonra eve varacağım. Yemekten sonra ayaklarımı uzatıp televizyon karşısında demli çay içmeye başlayacağım. Bugün çok yorulmadım, bu yüzden üç bardak yeterli. Çay, insana yorgunluğu alan birşey olarak gözükür. Birçok derde devadır aslında. Yorulan, sıkılan, bekleyen, sevinen, üzülen, sevinirken üzülenlerin ruh değişim aletidir çay. Dışarıya çıkmama 17 dakika kaldı.
Son zamanlarda, yani aslında 2-3 yıldır, zaten var olan uyuyamama rahatsızlığım hat safhaya ulaştı. Sabah 07.30'da kalkmam gerekiyor ve ben en erken 02.00'de uyuyabiliyorum. Bu çok kötü birşey. Zeki insanların uyuma problemleri olur falan filana girmiyorum. Yok öyle birşey. Zeki olsam bilirdim. İç güveysinden hallice bir zeka düzeyine sahibim. İnsanların çoğuna "Sen zeki misin?" sorusunu sorduğunuzda cevap adamın kişiliğini bile belli eder. "Evet kendimi zeki buluyorum" diyen birisiyle arkadaşsanız artık olmamalısınız. Zaten "Sen zeki misin?" diye soru soruyorsan sende de vardır bir takım bozukluklar. Zekilik ölçülebilen birşey değildir. Bu benim fikrim. IQ testlerinin sonuçlarına inanmıyorum. Ben o testleri çözerken heyecan yapar, 'En gerizekalı' çıkarım. Bence 'Zekilik' insanlardan duyduklarınla ölçülebilir birşey. "Sen zeki misin?" sorusuna "Hayır" der, konuyu kapatırım ama "Sen zekisin" iltifatına yine "Hayır" derim, derken de gururlanırım.
Dışarıya çıkmama 7 dakika kaldı. O da hazırlıkla geçer. Yani diyebilirim ki "Çıktım"...
24.04.2013
18:01-18:23
Argun Berkan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)