Ateş kendini yakmaz.
Hüzün eskimez insanlık yaşadıkça.
Ağaç yapraklanınca dillidir.
Hepsinin söylediği tek bir cümledir.
Hangi ressam boyayabilir gökyüzünü?
Hangi göz denizler kadar ağlayabilir?
Sonsuzluk kaleminin mürekkebi dolaşır damarlarında
hayatın.
Hayat ki; suya yazılmış şiir...
Yürek yatağını bulamamış bir nehir gibi coşkun ve
acemi akmaktadır ama er geç denize varır bütün sular.
Dönüşler aslında başadır.
Can suyu verdim hayatıma. Düzensiz yaşanmışlıkların
artından farklı bir şehirle tanıştım. Geleneklere göre yaşayıp burada tabuları
yıktım. En çok söylenen şey sudan çıkmış balık gibi oluyor insan kimseyle
anlaşamıyorsun. Böyle hissettim mi acaba bilmiyorum. Her şey o kadar hızlı
gelişiyor ki neredeydim nereye geldim lan ben oluyor insan.
En çok pes etmekten korktum aklımın bir köşesinde hep
bir düşünce ya başaramazsam?
Bakışları ruhuma çevirip kendimle yüzleştim. Yeni bir
mevsimim ben bakışım sonbahar. Sevdası bir duman zemheri ağustosa inat
ellerimde kar. Ayaz bir gecenin içinde gülen bir güzdeki gamzeyim.
Kültür kaynaşması isterim sözcüklerin havada uçuştuğu
insanların birbirini anlamakta güçlük çektiği ama gülen gözlerle baktıkları
karşısındakini küçük görmedikleri bir dünya.
Toparlayamadığım hislerim birikmiş. Yazarken bile
içimde kıpırtılar oluşuyor. Özlem kokuyor buralar.
Hayatın kanat sesiyim ve çırpınışıyım tutsak bir
yüreğin.
Hazan gibi sarı yaprak yazgısı… Hazan gibi usulca
düşüyorum… Ağlayarak hem çatlayarak topraklarım dört mevsim üç renk adımı
bilmeden yaşıyorum.
Cover yaptım hayatıma. Yeni hayaller, yeni
fikirler, yeni insanlar... ‘Bu kez her şey başka olacak’ her yeni başlangıçlar
gibi. Radikal kararlar alacağım, yapamadığın şeyleri yapacağım, hatta uzak
durduğum kalemine yeniden sıkıca sarılacağım… Bu kez her şey başka olacak…
Yeni mevsimime geldin, hoş geldin…