12 Eylül 2013 Perşembe

UYKU

     Hafta boyunca kulağı okşar tek kelime yazabilmek için her yolu denedim. Şehrin manzarasına, en şairane köşelerine sığındım. Her satırı ilham verecek leziz kitaplardan bölümler okudum. En sevdiğim şarkıları dinledim. İçimde en ufak bir duygulanma, en ufak bir mutluluk,mutsuzluk yada gözyaşı belirtisi yoktu. En ufak bir yazma isteği;hiçbir şey..
Duygularımı kaybetme eşiğine ne zaman gelsem hep aynı şey. Terk ediyorum kalemimi, kitaplarımı.
Bir gece, çıplak ayakla balkona çıkıp derin derin nefes aldım. Aklımdaki sarp kayaların ardındaki masal dünyama doğru hızlı adımlar atıyordum. Ağaç dalları vücuduma çarpıyordu ben hızlandıkça onların öfkesi üzerime gelmeye başladı. Kıskanç bir çocuk gibi onları yalnız bırakışımın intikamını alıyorlardı benden. Nefesim tükenip yere düşene kadar koştum. Ben koştukça uzaklaştı dünya benden. Sırt üstü uzanıp gökyüzünü izledim bir süre ne yapacağıma karar verene kadar. Sonra nazikçe bir yağmur yağdı üzerime ayağı kalkıp tekrar yürümeye başladım bu kez yavaş ve mağrur. Yitirmişlik değil belki ama hayalimi kaybetme korkusuyla biraz endişeli yürüdüm. Ayaklarım hala çıplak üşümeye başladılar.Masal dünyamın yerleşim yerini bulana kadar yürüdüm.
Sonra uyandım bir yere oturup Sait Faik'i andım "kalemi tuttum,öptüm,yazmasam deli olacaktım.." 

Hiç yorum yok: